25 Haziran 2025 MagazinStar
İyi ki Almanya’ya İltica Etmedim: Bu Hayatımın En Büyük Hatası Olurdu
FRANSA’YA SIĞINDIM: Melek Gibi İnsanlar, Gerçek Anlayış
Türkiye’de LGBTQ+ bireylerine yönelik artan şiddet, toplumsal dışlanma ve devlet destekli homofobik baskılar bir bireyi daha ülkesinden kaçmak zorunda bıraktı. Sokakta defalarca saldırıya uğrayan, fiziksel darp yaşayan ve ölüm korkusuyla yaşayan genç bir LGBTQ+ birey, yaşadıklarını anlattı:
“Türkiye’de yaşama şansım yoktu. Her an bir homofobik saldırıya uğrayabilir ve öldürülebilirdim. Çünkü toplumda ve devlette LGBTQ+’ya karşı bir nefret var ve bu nefret gittikçe yaygınlaşıyor.”

Ertan D.
İşte tam bu yüzden, umutlarımı toplayarak Fransa’ya kaçarak sığınma kararı aldım
Fransız Göç ve İltica İdaresi yetkililerinin kendisine olan yaklaşımını şöyle aktarıyor:
“Yaşadıklarımı, Türkiye’deki LGBTQ+ bireylerin genel durumunu anlattım. İnanılmaz derecede anlayışlıydılar. Melek gibilerdi. ‘Seni çok iyi anlıyoruz ve burada kalman gerektiğini insani olarak kabul ediyoruz’ dediler.”
Bu görüşme ile birlikte toplamda sadece 4 ay gibi kısa bir sürede tam 10 yıllık oturum izni verildi.
“Korkularım, psikolojik yıkımım, endişelerim bitti. Fransa bana güven, huzur ve özgürlük verdi. Artık mutluyum. Teşekkürler Fransa!”

Ertan D.
ALMANYA’DA İLTİCA ETMEDİĞİME ŞÜKREDİYORUM
Kendisi bugün geriye dönüp baktığında en doğru kararı verdiğine emin:
“Almanya’ya gitmediğim için şükrediyorum. Sosyal medyada Almanya’ya iltica etmiş Türk LGBTQ+ bireylerin yaşadığı trajedileri, psikolojik çöküşlerini, reddedilme acılarını görüyorum. Almanya’da yaşananlar gerçekten beni dehşete düşürüyor.”
Anlatıldığına göre, özellikle Almanya’nın BAMF (Göç ve Mülteci Dairesi) Türk LGBTQ+ ilticacılarına sistematik olarak ret kararları veriyor.Bu konuda çok kötü insanlık dışı bir üne sahip olmuşlar.
“Almanya’daki iltica dairesi, yaşanmış insanlık dramlarını görmezden geliyor. Türkiye’deki LGBTQ+ bireylerin durumu ortadayken, ‘genel durum kötü değil’ gibi gerçek dışı gerekçelerle ret verip insanları deport etmeye çalışıyorlar. Bu insanlık dışı bir uygulama.”
Almanya’daki mahkemeler, sivil toplum örgütleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu konuda harekete geçmeli.
“Bu vicdansızlığı durdurmaları gerek. Çünkü bu kararlar sadece bireyleri değil, hayatları karartıyor. Türkiye’de zaten her gün yeni bir nefret vakası yaşanırken ‘genel durum önemli değil denmesi, bana göre tamamen kötü niyetli bir yaklaşım.”
FRANSA LGBTQ+ İLTİCACILARINA GERÇEKTEN DEĞER VERİYOR
Taşadığım deneyim, Fransa’nın yalnızca sözde değil özde LGBTQ+ dostu bir ülke olduğunu bir kez daha gösteriyor:
“Burada bir gün bile stres yaşamadım. Fransa bana sadece bir sığınak değil, aynı zamanda yaşama hakkı tanıdı. Demokratik, özgürlükçü ve insan onuruna saygılı bir ülke olduğunu birebir yaşadım.”
Sonuç olarak, Fransa’daki LGBTQ+ ilticacıların gördüğü insani muamele, Avrupa’nın diğer bazı ülkeleriyle de karşılaştırmalı olarak övgüyle anılıyor:
“Hollanda, Belçika, İspanya, Malta, Portekiz gibi ülkelerde de Türk LGBTQ+ bireylere insani kararlar verildiğini görüyorum. Ama Almanya’da bu yok. BAMF’ın ret gerekçeleri tamamen gerçek dışı. Umarım bu duruma bir dur denir.”
Özgürlük Bir Ülkenin Gerçek Kimliğidir
Bu tanıklık, yalnızca bir bireyin yaşadıklarını değil; aynı zamanda Avrupa’daki iltica sistemlerinin LGBTQ+ bireylere karşı yaklaşım farkını gözler önüne seriyor.
Bir tarafta anlayış, güven ve huzur…
Diğer tarafta ret, inkâr ve travma.
Fransa’nın bu konuda ne kadar insani bir yol izlediği açıkça ortada. Umarız bu ses, diğer ülkelerin de politikalarını gözden geçirmesine ilham olur.

Ertan D.


YORUMLAR